1) ısıtmak, kızgın duruma getirmek: ’Güneş, bütün gün enselerinde boza pişirmiş, vücutlarının teri mintanlarının üstüne çıkmıştı.’ -H. Taner. 2) birini çok üzmek, tedirgin etmek: ’İhtiyarlık kepaze şey... Şimdi çocuk evde ensemde boza pişiriyor.’ -R. N. Güntekin. 3) birini bir işi yapıp bitirmesi için sürekli sıkıştırmak.